GÖÇ VE ÖZELLİKLE ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ TRAVMATİK SONUÇLARI

Son yıllarda özellikle savaş mağdurlarının göç etmesiyle şahit olduğumuz insanların hayatlarında ki travma ve onların bu travma sonrası yaşantılarını ele alıyoruz.

GÖÇ VE ÖZELLİKLE ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ TRAVMATİK SONUÇLARI
     Göç, ülke içinde herhangi bir yerleşim yerinden, bir başka yerleşim yerine, belirli bir zaman aralığında gerçekleştirilen kalıcı mekân değişikliği olarak kabul edilmektedir.
     
    Ancak bu mekân değişikliğinin aynı zamanda sosyal çevre değişimini de içermesi nedeniyle, göç, ruh sağlığı literatüründe stresli bir yaşam olayı olarak ele alınmış ve birey ve ailelere, hatta kimi zaman göçmen topluluklara verdiği ruhsal zararlar pek çok araştırmaya konu olmuştur.
 
Göç olgusu, tarih boyunca, birçok farklı disiplinin ilgi alanına girmiş ve bu nedenle de tek ve kesin bir tanımla sınırlandırılamamıştır. Göçün, en temelde, kişinin büyük bir gruba ait olma duygusunun kaybına, kültürel yaşamın ve geleneklerin terk edilmesine neden olduğu düşünüldüğünde, göçün ruhsal etkileri de yadsınamaz bir gerçektir. Yeni yerleşilen yerde bu kayıplara eşlik edecek olan yalnızlık duygusu, sosyal rollerdeki değişim, kültürel norm ve değerlerdeki belirsizlik ve bunun yol açtığı kültürel şok, göçmen kişi ve gruplarda yaşanan stresi açıklayan ve ruhsal bozuklukları işaret eden değişkenlerdir.
Birey üzerindeki bu stres faktörleri aile söz konusu olduğunda daha karmaşık bir görünüm arz etmektedir.
 
Göç olgusu, aileleri, iklim, yer ve ev değişikliği, iş yeri değişikliği, iş biçimi değişikliği, bazı durumlarda aile bireylerinden geçici ya da devamlı ayrı kalma, yaşam biçiminde değişiklik, okul değişikliği, ekonomik durumda değişiklik, çevre değişikliği gibi birçok stres faktörünü deneyimlemek zorunda bırakmaktadır. Bu stres faktörleri ile ailenin gelişimsel görevleri normal koşullardan daha karmaşık duruma gelmektedir.
Göç sonrası yaşanan bu zorlukların, birey ve ailelerde, travma sonrası stres bozukluğu, bağlanma ve uyum sorunları, anksiyete, duygudurum bozukluğu ve madde kullanımı gibi pek çok soruna yol açtığı araştırmalarda ortaya konmuştur. Sosyal dayanışmanın azalmasıyla bağlantılı olarak, göçün, intihar oranlarını artırdığına ilişkin veriler de bulunmaktadır.
 
Göçün ruhsal etkileri irdelenirken, literatürde sıklıkla vurgulanan nokta, göçün ruhsal sonuçlarının çoğunlukla göç öncesi göçmenlerin yaşantısına, göç nedenlerine, göç sırasında yaşananlara ve göç sonrası deneyimlere göre farklılık gösterdiğidir. Kuşkusuz, göçün istemli olup olmaması ve göç sonrası uyumu kolaylaştıracak faktörlerin varlığı, ruhsal sonuçları belirleyen önemli değişkenlerdir. Bu noktada, göç kararının alınmasında çoğunlukla etkisiz olan, dolayısıyla istemsiz göç ettiği varsayılabilecek olan çocuklar için göçün etkileri dikkat çekicidir.
 
Literatürde, göç yaşayan çocuklarda, göç yaşamayan çocuklara göre daha fazla davranış problemleri ve duygusal problemler görüldüğü ifade edilmiştir. Bu problemler arasında çoğunlukla daha yüksek anksiyete/depresyon; arkadaş ilişkilerinde problemler; hiperaktivite semptomları; travma sonrası stres bozukluğu; düşük benlik saygısı; düşük yaşam doyumu puanları yer almaktadır. Buna karşın, göç yaşayan çocuklarla yapılan çalışmalarda, göç sonrası psikolojik uyumun zaman içinde geliştiği ve uzun dönemde, psikolojik problemlerin sıklık ve yoğunluğun azaldığı belirtilmiştir.
 
   Göç sonrası dönemde uyum sağlamayı kolaylaştırıcı sistemlere dikkati çekmektedir. Özellikle, okul çağı çocukları için eğitim kurumlarının bu tür bir işleve sahip olduğu düşünülmektedir. Okul, yeni girilen çevreye başarılı bir uyum gerçekleştirmek için uygun ortamı ve hizmetleri sunar. Aynı zamanda, göç sonucu okul değişikliği, çocuk için daha geniş bir çevre değişimini de içerdiğinden uyum açısından kritik bir konuma sahiptir. Okul değişikliği, göç yaşayan çocukların baş etmesi gereken önemli bir stres kaynağı olsa da, okulda uyumu gerçekleşen çocukların göçün olumsuz etkilerini daha kolay tolere edebileceği düşünülmektedir.
 
Göçün çocuk üzerindeki etkisi açısından kimi değişkenlerin özellikle önem kazandığı görülmektedir. Ailenin göç hakkındaki tutumu, sosyoekonomik özellikler ve eğitim durumu, göçe ilişkin ekonomik, politik, sosyal ve diğer bağlamsal etkenler, göçün nedenleri (itici ve çekici faktörler), göç sırasında ve sonrasında çocuk-ebeveyn ayrılığı yaşanıp yaşanmadığı bu faktörler arasında yer almaktadır.
 
Göç yaşayan çocukların ruhsal durumunun göçün yanı sıra birçok farklı değişkenden etkilendiği, bu süreçte yaşanan stresin etkilerinin kalıcı olup olmamasının da yine bu faktörlerle ilişkili olduğu söylenebilir.
 
Göç mağduru çocuklar, okulu bırakıp çalışmak zorunda kalabiliyorlar; dil problemi yaşayabilmektedir. Bu durum, onların kendilerine olan güvenlerini kaybetmelerine neden olarak, okullarında başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Göç eden çocukların yaşadığı en temel sorun uyum sorunu ve iletişimsizliktir.
 
Büyük kentlerde madde kullanan, sokağa ve suça yönelen çocukların çoğunluğunun göç eden ailelerden gelmiş olması bu çocukların ruhsal gelişiminin ve toplumsal uyumunun desteklenmesi ve güçlendirilmesi, bu sorunların uzun vadede çözümünü sağlayacak bir adım olarak kabul edilebilir.
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık