Çocukta Sosyal Fobinin Tanılanması

Sosyal olma yaşıt ilişkilerinde rahat olup, yeni ortamlara rahat uyum sağlama ve gelişimsel bir beceridir.

Çocukta Sosyal Fobinin Tanılanması
  • 01 Aralık 2016, Perşembe 10:42
İnsan sosyal bir varlıktır. Sosyal fobi toplum içinde konuşurken ya da herhangi bir eylem yaparken kendini küçük düşürecek yanlış bir şey yapma korkusu olarak tanımlanır. Sosyal fobinin yaşam boyu görülme oranı % 2-13 arasındadır. En sık görülen psikiyatrik hastalıklardan biridir.
 
Genellikle sosyal fobi endişe formunda terleme, kızarma, titreme, hafif baş dönmesi, ishal ve hızlı kalp atışları gibi fiziksel belirtiler ile beraber ortaya çıkar. Sosyal fobisi olan bir çocuk yeni birileri ile tanışmak zorunda olacağı ortamların yanı sıra, başkaları tarafından izlendiği çevrelerden de korkar.
 
Başkalarının önünde konuşacağı ya da bir performans sergileyeceği için endişelenir. Sosyal fobide kalıtsal geçişin rolü çok güçlü olmasa da vardır. Akrabaları arasında sosyal fobisi olan kişilerin bu hastalığa yakalanma riski daha yüksektir.
 
Anne babanın aşırı koruyucu olduğu, sosyal iletişimin sınırlı olduğu, çocuğun çevresinde yaşıtlarının olmadığı durumlarda çocuğun sosyal ortamlarla karşılaşması ertelenecek, yaşıtlarından daha geç dönemde bu beceriyi geliştirmek zorunda kalacaktır.
 
Sosyal fobi çocuğun hayatında zorluğa ve huzursuzluğa yol açması ile aşırı utangaçlıktan farklıdır. Sosyal fobiyi başka bunaltı bozukluklarından ayıran özelliği hastanın başkalarının kendisi hakkında ne düşüneceği üzerinde fazla durmasıdır. Örneğin; sosyal fobisi olan bir insan yalnız başına iken bunaltı belirtisi yaşamaktan korkmaz. Sosyal fobisi olan çocuklar toplum önünde konuşma, yazma, yeme ve içme, ortak tuvaletleri kullanma gibi çeşitli etkinliklerden kaçınırlar.
 
 Sosyal fobisi olanlarda genellikle eleştirilmeye olumsuz değerlendirmeye ya da reddedilmeye karşı aşırı duyarlılık, haklarını savunmada güçlük ve benlik saygısında düşüklük ve aşağılık duygusu gibi belirtiler vardır.
 
Sosyal fobinin özünde başkaları üzerinde özellikle olumlu bir yaklaşım yaratma isteği ile bunu yapabileceği konusunda belirgin bir güvensizlik yatmaktadır. Bir başka görüşe göre de sosyal kaygı sosyal beceri eksikliği sonucu gelişir. Bilinen tek bir sebebi yoktur. Bu fobinin gelişiminde rol oynayan faktörler:
 
Biyolojik faktörler: Sosyal kaygı serotonin dengesizliğiyle ilişkili olabilir.
 
Psikolojik faktörler: Sosyal fobinin gelişimi geçmişte gerçekleşmiş utanç verici veya küçük düşürücü bir olay sonucu gerçekleşmiş olabilir.
 
Çevresel faktörler: Sosyal kaygı bozukluğu olanlar başkalarının davranışlarının sonucunda başlarına geleni (örneğin; alay konusu olma gibi) gözlemleyerek bu fobiyi geliştirmiş olabilirler.7
 
            Çocukta Sosyal Fobinin Tanılanması
 
• Çocuğun sözlüler, oyunlar vb. sosyal faaliyetlerin birinden belirgin şekilde devamlı korkması
• On iki yaşından büyük çocuğun bu korkunun aşırı ve nedensiz olduğunun farkında olması
• Çocuğun bazı sosyal durumlarda kendini endişeli ve gergin hissetmesi
• Çocuğun korkularının günlük aktivitelerini ve arkadaşlık ilişkilerini engellemesi
• Çocuğun en az 6 aydır devam eden şekilde sosyal durumlardan korkması
• Çocukta terleme, kızarma, titreme vb endişeye yönelik fiziksel belirtiler
 
Bu durumların oranı fazla ise çocukta sosyal fobi vardır.
 
Tedavi
 
Sosyal fobi tedavisi olan bir hastalıktır. Her şeyden önce gerçekçi beklentiler içinde olmak gerekir. Beraberinde diğer psikiyatrik hastalıkların olması, hastalığın başlangıç yaşının erken olması, kişinin tedavi isteği gibi birçok etken tedavinin başarısını etkilemektedir.
 
Sosyal fobinin tedavisinde hem ilaç hem de ilaç dışı yaklaşımlar etkili olmaktadır. Bazen de bu iki yaklaşımın birlikte uygulanması tedavinin etkinliğini artırmaktadır.
 
 Özellikle, yaygın fobisi olanlarda antidepresan ilaç tedavilerinin etkili olduğunu göstermektedir. İlaç dışı yaklaşımlardan en etkili olan bilişsel-davranışçı tedavi yaklaşımıdır. Bu tedavinin amacı kişinin düşüncelerini daha akılcı bir yere yönlendirmek ve daha önceden kaygıya sebep olmuş durumlardan kaçınmasını engellemeye yardımcı olmaktır.
 
Bilişsel tedavide kaygı duyguları ve bu kaygıya karşı oluşan bedensel tepkileri tanıma, kaygı doğuran durumlardaki düşüncelerin ne olduğunu anlama, bunlara karşı başa çıkma stratejileri geliştirme gibi aşamalar vardır.
 
Davranışsal tedavide ise model olma, yakınmaların üstüne gitme, belirtileri daha net algılayabilmesi için rol oynama, gevşeme eğitimi, sosyal beceri eğitimi gibi her hastada farklı uygulanabilecek yöntemler vardır.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık